2 Ekim 2010 Cumartesi

giriş

hayatın tahmin edilmezliği karşısında, sahip olduğu deterministik bakışın yine yıkıldığı bir akşamın sabahıydı. çift asla rest çekip, elinde 7-2 olmasına rağmen restini gören tek adamın kent yapması şeklinde geçiyordu hayat. olasılıksız'ı okuduğu güne lanet etmesi bir şeyi değiştirmeyecekti. garsona "usta bir çay daha" diyeceği anda yön değiştirmesine alışamamıştı bir türlü. seçilmiş olmadığını kabullenemiyordu. dışarıda hava serindi, sabah sabah tişört giydiğine lanet etti. öğle saatlerinde ise neden şort giymedim diye şikayet edecekti. "sigaraya başlamak için neden sonbaharı bekledim?" sorusu kafasında dönerken, garsonun son andaki dönüşüyle birlikte bir sigara yakmaya karar verdi. poğaçadan son bir ısırık aldı. "ulen bi de patatesli ben daha patatesliyim" diye söylendi...

çakmağın bozuk ayarı yüzünden tütsülenen bıyılarını ovuşturdu, kıs kıs gülen bir kaç kişiye sert sert bakamadı. içinden "mnı ırzını" diyebildi yalnızca. sigaradan derin bir nefes çekti. yanmamış sigara tadını yeğleyeceğim günler ne kadar yakın acaba diye düşündü. aniden esen rüzgar çakmağı tekrar söndürdü. bu sefer vazgeçmeyecekti. 7-2 ile kent yapacağı gün bügündü. sonunda yanan sigaradan derin bir nefes çekmeyi başardı. gözleri parlamaya başlamıştı. sırtını dikleştirdi. çevreye bir göz attı. buz gibi olmuş çayın dibinden bir yudum almaktan son anda kurtuldu. "bu da bir başlangıç."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder